06-28-2013, 02:20 PM
Bir hanım iseniz, yemek yapmayı az çok biliyorsunuz demektir. Yemek yapmak genel olarak, bir veya birden çok malzemenin bir araya getirilerek, ısıl işlemden geçirerek veya geçirmeden, bir tat oluşturmak ve bunu sunmak demektir. Yani iki aşçının, yan yana aynı malzemeleri kullanarak, aynı işlemleri yaparak, aynı yemeği aynı şekilde ve aynı tatta yapmalarından daha doğal bir şey olamaz değil mi? Ama öyle olmuyor işte, bazı aşçılar sanki bir sihirbazlik gösterisi yaparmış gibi yemek yapıyorlar. Gözünüzün önünde diğeri ile aynı şeyleri yaptığı halde, aynı malzemeleri kullandığı halde, tattığınızda bambaşka lezzette yemek çıkartabiliyorlar. Bu gösteriyi izlerken, bir sihirbaz kiralama şirketinden, kiralık sihirbaz mı geldiğini, size aslında gözünüzü yanıltıp siz anlamadan başka malzemeler kullanarak sanki aşçıymış gibi yemek mi yaptığını anlayamıyorsunuz. Bu ustalığın melekesinin insanın ellerinde olduğunu düşünüyorum. Aynı büyük usta sihirbazlarda olduğu gibi büyük usta aşçılar da, bir sebzeyi doğrarken, eti kavururken, suyu koyarken ellerindeki farklı melekeleri kullanıyorlar. Sizde bu meleke yoksa sizin yaptığınız yemek o kadar güzel olmuyor. Peki, bu melekeler öğrenme ile eğitim alınarak kazanılabilen bir şey midir? Hayır değildir. Her insanda olduğu gibi, aşçılardaki bu melekeler de doğuştan gelmektedir. Doğuştan bu melekelere sahip kişinin hayatındaki tesadüflerle aşçı olması durumunda her şey yolunda demektir. Muhteşem yemekler yapabilirsiniz, insanları yedirdiklerinizle çok mutlu edebilirsiniz. Ama hayat sizi yazarlığa sürüklediyse, bir yazar, bir gazeteci olduysanız, evinizde yemek yaptığınızda niye insanların size hayranlıkla baktığını, niye hep yemek yapmanızı istediklerini bir türlü anlayamazsınız. Siz aşçı değilsinizdir ki, aşçılık okumuş veya yapmış değilsinizdir ki? Böyle bir durumda, bilin ki siz aslında bir aşçısınız, sihirbaz gibi kimsenin anlayamadığı şekilde, inanılmaz tatlar yaratabiliyorsunuz, ama sadece bunu bilmiyorsunuz. Ah benim elim de senin ki kadar lezzetli olsaydı dediklerinizde ellerinize bakın, onlar bu mucizenin, bu sihrin yegâne sahipleridir. Kalem tutarken de, spatula tutarken de, bıçak tutarken de onlara iyi bakın.
