07-16-2011, 04:41 PM
geçen gün işten çıktım, çok sevdiğim bir arkadaşımdan telefon geldi. uğur, hadi abi gidelim gezelim yorgunsundur, taksim'e inelim dedi. tamam ulan, inelim dedim. gittik, taksim'e starbucks'ta mozaik kek ve filtre kahvelerimizi içtikten sonra içime bi efkar bastı istiklal kalabalığını gördüğümde. Hemen arkadaşlara doğru baktım, benimle geliyorsunuz abi dedim. James Joyce Irish Pub'a gittik hepimiz, canlı müzik yoktu iki yeşil biradan sonra sıkıldık.
Ondan sonra, tekrar beni takip etmelerini söyledim. Oracles Always Lie ne zamandır dinlemiyordum, özlemimi bastırabilmek için gideceğim istikamet kafamdaydı. Arkadaşlarım sordu; 'Abi, nereye gidiyoruz?' Verdiğim cevap şu; Peyote'ye gidiyoruz, post-rock dinlemeye, oracles always lie dinlemeye.
peyote'ye gittik, tınıları beynimizde ki tüm yorgunluğu atarken bize bira tüketmek ve hoş sohbet yapmak kaldı. arka fonda ki o tını, o an ki atmosfer. her daim vazgeçilmezimdir.
http://www.youtube.com/watch?v=6BaWW1CItDs
Ondan sonra, tekrar beni takip etmelerini söyledim. Oracles Always Lie ne zamandır dinlemiyordum, özlemimi bastırabilmek için gideceğim istikamet kafamdaydı. Arkadaşlarım sordu; 'Abi, nereye gidiyoruz?' Verdiğim cevap şu; Peyote'ye gidiyoruz, post-rock dinlemeye, oracles always lie dinlemeye.
peyote'ye gittik, tınıları beynimizde ki tüm yorgunluğu atarken bize bira tüketmek ve hoş sohbet yapmak kaldı. arka fonda ki o tını, o an ki atmosfer. her daim vazgeçilmezimdir.
http://www.youtube.com/watch?v=6BaWW1CItDs
Günün özeti bu 