01-19-2011, 09:32 PM
Evett arkadaşlar bugün eski defterleri açtım evdeki 1996 1998 2000 yıllarına ait bazı oyunları aklıma geldi. İnternetteki videolarına baktım ve eskilere dönünce 'vay bee bu oyun böyleydi', 'ne oynardık bunu ama haa' gibisinden derin bir ahh çektim.
Şimdi arkadaşlar burda küçüklüğünüzde (Yaklaşık olarak 1996 1998 2000 yıllara gidersek, Yaşınız önemli değil o zamana geçiyorum) oynadığınız oyunları ve kimlerle oynuyordunuz, İstersenizde bilgisayar serüveninizi anlatıp burda eskileri anlatalım biraz. Önce ben başlayım...
95 doğumluyum. Eve bilgisayar 98 yılında geldi. O zamanlar babamla birlikte çok oyun alırdık. O zamanlara ait 98 yılına yaklaşık 50 oyun vardı şuan hala evimde saklıyorum. Bilgisayar eve geldiğinde büyük bir patlama gibiydi o zamanlar bir evde bilgisayarın olması. Babamla genellikle oynardık bazende ben tek başıma oynardım. Küçüklüğümde yeni bilgisayar serüvenlerim olduğu için hangi tür oyun olursa olsun çok heyecanlanır büyülenirdim. Yinede o zamana göre taş gibi grafikler vardı.
Hatırlıyorumda beni en başta etkileyen NFS 3: Hot Pursuit vardı. NFS 3: Hot Pursuit'in çıktığı zamanlarda insanlar bu oyunu kapış kapış alıyordu. Babamda eve gelirken bu oyunu almıştı ve bu oyunu büyük bi mutlulukla yüklemiştik. Oyunu elime aldığımda o arabaların resimleri açıklamaları sanki elimde sihirli bi değnek var gibiydi. Oyunu yüklüyorduk ve daha autorunda bile bir araba sesinin gürlemesi yeterince adrenalini arttıyordu o zaman. Oyuna başladığımızdada Giriş Fragmanı o kadar etkileyiyciydiki resmen büyüleniyordum. Polislerin sirenleri o arabaların parlayışları efektleri...
Birde Fifa Serileri vardı. O Zamanlar küçüklüğümde Fifa 99'u oynadığımı hatırlıyorum. Fifa'yı en çok babam oynardı, babam bana öğretirdi ben onu izlerdim o beni izlerdi. Cornerlerde 'Şuraya at' filan gibisinden taktik verirdi bende gol atınca büyük bir şey başardığımı görürdüm ve Fifa 99'da futbolcuların sevinçleri o kadar farklıydıki
. Turnuva yapardık GS'yı seçerdik bir sürü maç yapardık. Fifa 99'da forma renkleri ve çizgileri en uyumlu olanları tutardım bende
. Birden çok takım tuttuğumu söylerdim
. 'Bayern Müchen, Dortmunt, Juventus, ve gs'. Ve özellikle gol attıktan sonra babam replayı açardı değişik açılardan tekrar tekrar seyrederdik.
Bir tane oyun daha hatırlıyorum. Blood II: The Chosen... İşte bu oyunu anlatmaya roman yazsam yinede az. Bu oyunu babam bile büyük bi heyecanla oynardı. Caddelerden özel laboratuvar binalarına, trenlere kadar serüven dolu bir oyundu. V For Vendetta'ya benzer bir karakterle elimizde berrattayla trende giderken önümüze çıkan adamları vururduk. Adamlardan çıkan bağırma sesleri, adam vururken bizim adamın konuşma ve gülme sesleri dahada gerçekçi yapıyordu. Adamlar ölürken yere yığılmıyorlardıda ciğerleri kolları bacakları ayrılıyordu
. Bunun yanı sıra zombi tarzında değişik yaratıkların çıkardıkları sesler onlara ateş edişimiz çok daha büyülüyordu beni. Binalardan merdivenlerden çıkarken yangın tüplerini patlatıp duvarların delindiği, yeni yerlere geçip değişik silah ve yaratıkları vurduğumuz bu oyunda gerçeğini söylemek gerekirse. Kendi başıma oynadığımda psikolojimin o zamanlar korkuylu kapılıp büyük bi heyecanla oynadığımı hatırlıyorum.
Gibi Gibi... Bu senaryolar daha çokk uzayıp gider. Eğer sizide o zamanlar en çok etkileyen oyunları nasıl oynadığınızı neler hissettiğinizi buraya yazarsanız hepimiz için eskilere açılmış olan defterler açısından büyük bi rahatlık duyacağımızı umuyorum. Şuan o yıllara dönmeyi o kadar isterdimki. Teknolojinin, oyunların tavan yaptığı zamanlar....
Dip Not: Blood II: The Chosen'ı anlatmak uzun sürer. Bu yüzden oyundaki bir gameplay'i burda paylaşmak istiyorum. Ne demek istediğimi anlarsınız..
İşte küçüklüğümde ben bunu oynuyordum. Daha 3 yaşındayken
Şimdi arkadaşlar burda küçüklüğünüzde (Yaklaşık olarak 1996 1998 2000 yıllara gidersek, Yaşınız önemli değil o zamana geçiyorum) oynadığınız oyunları ve kimlerle oynuyordunuz, İstersenizde bilgisayar serüveninizi anlatıp burda eskileri anlatalım biraz. Önce ben başlayım...
95 doğumluyum. Eve bilgisayar 98 yılında geldi. O zamanlar babamla birlikte çok oyun alırdık. O zamanlara ait 98 yılına yaklaşık 50 oyun vardı şuan hala evimde saklıyorum. Bilgisayar eve geldiğinde büyük bir patlama gibiydi o zamanlar bir evde bilgisayarın olması. Babamla genellikle oynardık bazende ben tek başıma oynardım. Küçüklüğümde yeni bilgisayar serüvenlerim olduğu için hangi tür oyun olursa olsun çok heyecanlanır büyülenirdim. Yinede o zamana göre taş gibi grafikler vardı.
Hatırlıyorumda beni en başta etkileyen NFS 3: Hot Pursuit vardı. NFS 3: Hot Pursuit'in çıktığı zamanlarda insanlar bu oyunu kapış kapış alıyordu. Babamda eve gelirken bu oyunu almıştı ve bu oyunu büyük bi mutlulukla yüklemiştik. Oyunu elime aldığımda o arabaların resimleri açıklamaları sanki elimde sihirli bi değnek var gibiydi. Oyunu yüklüyorduk ve daha autorunda bile bir araba sesinin gürlemesi yeterince adrenalini arttıyordu o zaman. Oyuna başladığımızdada Giriş Fragmanı o kadar etkileyiyciydiki resmen büyüleniyordum. Polislerin sirenleri o arabaların parlayışları efektleri...
Birde Fifa Serileri vardı. O Zamanlar küçüklüğümde Fifa 99'u oynadığımı hatırlıyorum. Fifa'yı en çok babam oynardı, babam bana öğretirdi ben onu izlerdim o beni izlerdi. Cornerlerde 'Şuraya at' filan gibisinden taktik verirdi bende gol atınca büyük bir şey başardığımı görürdüm ve Fifa 99'da futbolcuların sevinçleri o kadar farklıydıki
. Turnuva yapardık GS'yı seçerdik bir sürü maç yapardık. Fifa 99'da forma renkleri ve çizgileri en uyumlu olanları tutardım bende
. Birden çok takım tuttuğumu söylerdim
. 'Bayern Müchen, Dortmunt, Juventus, ve gs'. Ve özellikle gol attıktan sonra babam replayı açardı değişik açılardan tekrar tekrar seyrederdik.Bir tane oyun daha hatırlıyorum. Blood II: The Chosen... İşte bu oyunu anlatmaya roman yazsam yinede az. Bu oyunu babam bile büyük bi heyecanla oynardı. Caddelerden özel laboratuvar binalarına, trenlere kadar serüven dolu bir oyundu. V For Vendetta'ya benzer bir karakterle elimizde berrattayla trende giderken önümüze çıkan adamları vururduk. Adamlardan çıkan bağırma sesleri, adam vururken bizim adamın konuşma ve gülme sesleri dahada gerçekçi yapıyordu. Adamlar ölürken yere yığılmıyorlardıda ciğerleri kolları bacakları ayrılıyordu
. Bunun yanı sıra zombi tarzında değişik yaratıkların çıkardıkları sesler onlara ateş edişimiz çok daha büyülüyordu beni. Binalardan merdivenlerden çıkarken yangın tüplerini patlatıp duvarların delindiği, yeni yerlere geçip değişik silah ve yaratıkları vurduğumuz bu oyunda gerçeğini söylemek gerekirse. Kendi başıma oynadığımda psikolojimin o zamanlar korkuylu kapılıp büyük bi heyecanla oynadığımı hatırlıyorum.Gibi Gibi... Bu senaryolar daha çokk uzayıp gider. Eğer sizide o zamanlar en çok etkileyen oyunları nasıl oynadığınızı neler hissettiğinizi buraya yazarsanız hepimiz için eskilere açılmış olan defterler açısından büyük bi rahatlık duyacağımızı umuyorum. Şuan o yıllara dönmeyi o kadar isterdimki. Teknolojinin, oyunların tavan yaptığı zamanlar....
Dip Not: Blood II: The Chosen'ı anlatmak uzun sürer. Bu yüzden oyundaki bir gameplay'i burda paylaşmak istiyorum. Ne demek istediğimi anlarsınız..
İşte küçüklüğümde ben bunu oynuyordum. Daha 3 yaşındayken

ve tabiki Bombardıman!!!