01-30-2010, 11:29 PM
Değerlerimizin tükenmeye yüz tuttuğu acımasız bir dönemden geçmekteyiz.
Tüm zorluklara rağmen, Yüce Türk Milletinin asaletli mensupları, üstün insani düsturlarıyla değerlerine sahip çıkabilmeye çabalamaktadır.
Osmanlı İmparatorluğunun zayıflama ve çöküş aşamalarına hakim olan zihniyet, insani değerlerde meydana gelen inanılmaz çözülmeyi algılayabildikçe, aynı hataları tekrar etmekten müsterih olacaktır.
Kişisel ihtirasların esaretine mağlup olmuş, milli ve manevi ruhunu kaybetmiş, emanete hıyanet etmiş, kendi menfaati için herşeyi feda etmiş, insani değerleri unutmuş, iman ve inanç gücünü yok etmiş, Yüce Peygamberimizin mübarek nidasına mazhar olmuş ecdadına küfür eden, mübarek Türk neslini devam ettiren Yüce Annelere küfür eden,binlerce yıldır şerefiyle ve alınteriyle mücadele eden Yüce Milletine küfür eden, amaçsız ve acımasız bir yaşam sürmeyi gaye edinmiş, şanlı Tarihini unutmuş, varlığıyla barışık olmayan bir güruh mevcuttur.
Eğer bilselerdi, bir an bile, sevgi ve saygının en büyüğünü kendilerine göstermekten vazgeçmezlerdi.Yüreği sevgi deryasıyla dolup taşan birey, asla ve hiçbir şekilde kalp kırmaya yanaşmazdı.Yeryüzünün tüm hazineleri kendisine tevdi edilse bile, küçük bir karıncayı incitmemeyi tercih ederlerdi.
Yeryüzü yaratıldığı günden itibaren milyarlarca insan gelip gitti; algılayamadık!Bir kalbi kırmanın ne kadar büyük bir sorumluluk taşıdığını anlayamadık.Kibir deryasında yol almanın inanılmaz cazibesine kapıldık.Öfke ile ayaklandık, nefret ile ölümlü hayata devam etmeyi marifet saydık.Sevgiyi basitleştirdik.Saygıyı menfaat kapısı olarak gördük.Hoşgörüyü gereksizleştirdik.Kendimizce değersizleştirdiğimiz yaşamı sürdürmeyi amaç edindik.
Gözyaşını acizlik olarak değerlendirdik.Yiğitlik kavramını, aciz ve masum insanlara zulüm yapmak olarak düşündük.Hak ve adalet kavramlarına kendimizce anlam yüklemeye çalıştık.Yaptığımız haksızca davranışlara usturuplu kılıflar uydurmaya çalıştık.Bu halimizle kendimizi akladığımızı bile düşünebildik.
İnsaniyetin çöküşüne tanık olmak, büyük bir acı ve hüzündür.
Tüm zorluklara rağmen, Yüce Türk Milletinin asaletli mensupları, üstün insani düsturlarıyla değerlerine sahip çıkabilmeye çabalamaktadır.
Osmanlı İmparatorluğunun zayıflama ve çöküş aşamalarına hakim olan zihniyet, insani değerlerde meydana gelen inanılmaz çözülmeyi algılayabildikçe, aynı hataları tekrar etmekten müsterih olacaktır.
Kişisel ihtirasların esaretine mağlup olmuş, milli ve manevi ruhunu kaybetmiş, emanete hıyanet etmiş, kendi menfaati için herşeyi feda etmiş, insani değerleri unutmuş, iman ve inanç gücünü yok etmiş, Yüce Peygamberimizin mübarek nidasına mazhar olmuş ecdadına küfür eden, mübarek Türk neslini devam ettiren Yüce Annelere küfür eden,binlerce yıldır şerefiyle ve alınteriyle mücadele eden Yüce Milletine küfür eden, amaçsız ve acımasız bir yaşam sürmeyi gaye edinmiş, şanlı Tarihini unutmuş, varlığıyla barışık olmayan bir güruh mevcuttur.
Eğer bilselerdi, bir an bile, sevgi ve saygının en büyüğünü kendilerine göstermekten vazgeçmezlerdi.Yüreği sevgi deryasıyla dolup taşan birey, asla ve hiçbir şekilde kalp kırmaya yanaşmazdı.Yeryüzünün tüm hazineleri kendisine tevdi edilse bile, küçük bir karıncayı incitmemeyi tercih ederlerdi.
Yeryüzü yaratıldığı günden itibaren milyarlarca insan gelip gitti; algılayamadık!Bir kalbi kırmanın ne kadar büyük bir sorumluluk taşıdığını anlayamadık.Kibir deryasında yol almanın inanılmaz cazibesine kapıldık.Öfke ile ayaklandık, nefret ile ölümlü hayata devam etmeyi marifet saydık.Sevgiyi basitleştirdik.Saygıyı menfaat kapısı olarak gördük.Hoşgörüyü gereksizleştirdik.Kendimizce değersizleştirdiğimiz yaşamı sürdürmeyi amaç edindik.
Gözyaşını acizlik olarak değerlendirdik.Yiğitlik kavramını, aciz ve masum insanlara zulüm yapmak olarak düşündük.Hak ve adalet kavramlarına kendimizce anlam yüklemeye çalıştık.Yaptığımız haksızca davranışlara usturuplu kılıflar uydurmaya çalıştık.Bu halimizle kendimizi akladığımızı bile düşünebildik.
İnsaniyetin çöküşüne tanık olmak, büyük bir acı ve hüzündür.