07-09-2010, 02:37 PM
Lütfen şiirleri siyasi pencerden bakarak okumayınız!..
-----------------------------------------------
Akşam Erken İner Mahpushaneye
Akşam erken iner mahpushaneye
Ejderha olsan kar etmez
Ne kavgada ustalığın
Ne de çatal yürek civan oluşun
Kar etmez inceden içine dolan
Alıp götüren hasrete
Akşam erken iner mahpushaneye
İner yedi kol demiri Yedi kapıya
Birden ağlamaklı olur bahçe
Karşıda duvar dibinde
Üç dal gece sefası
Üç kök hercai menekşe
Aynı korkunç sevdadadır
Gökte bulut dalda kaysı
Başlar koymağa hapislik
Karanlık can sıkıntısı
Kürdün Gelini'ni söyler maltada biri
Bense voltadayım ranza dibinde
Ve hep olmayacak şeyler kurarım
Gülünç acemi çocuksu
Vurulsam kaybolsam derim
Çırılçıplak bir kavgada
Erkekçe olsun isterim
Dostluk da düşmanlık da
Hiçbiri olmaz halbuki
Geçer süngüler namluya
Başlar gece devriyesi jandarmaların
Hırsla çakarım kibriti
İlk nefeste yarılanır cigaram
Bir duman alırım dolu
Bir duman kendimi öldüresiye
Biliyorum 'sen de mi' diyeceksin
Ama akşam erken iniyor mahpushaneye
Ve dışarda delikanlı bir bahar
Seviyorum seni çıldırasıya
------------------------------>>> Ahmed Arif...
Mihnet Eylemem
Özü bozuk sözü bozuk dile mihnet eylemem
Bağına bağban değilsem güle mihnet eylemem
Mecnununu susuz koyan çöle mihnet eylerim
Derdi benim dermanımdır ele mihnet eylemem
Dostun ayağına turab toza kurban oluyum
Varımda o yoğumda aza kurban oluyum
Aşk ehlinin sofrasında tuza kurban oluyum
Namertlerin sofrasında bala mihnet eylemem
Binbir yıllık aşk taşırım başım gönül yorgunu
Gökyüzünün fırtınası özüm yerin durgunu
Güz ayının mihricanı sinem ülger vurgunu
Aşkın ataşına yandım küle mihnet eylemem
Denizlerin deryaların benki taşkın delisi
Ehli gönül muhabbetin benki şaşkın delisi
Benki kelamın yolcusu benki aşkın delisi
Beni benden alan almış kula mihnet eylemem
Sefaiye ışık olan nura mihnet eylerim
Beni divane eyleyen yara mihnet eylerim
İnceden inceye gelen sıra mihnet eylerim
Arsız adapsız töresiz yola mihnet eylemem
------------------------------>>> Aşık Sefai...
Anadolu (Beşikler Vermişim)
Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar hamaklar
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır
Anadolu'yum ben tanıyor musun
Utanırım utanırım fukaralıktan
Ele güne karşı çıplak
Üşür fidelerim harmanım kesat
Kardeşliğin çalışmanın beraberliğin
Atom güllerinin katmer açtığı
Şairlerin bilginlerin dünyalarında
Kalmışım bir başıma
Bir başıma ve uzak biliyor musun
Binlerce yıl sağılmışım
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı seher sabah uykularımı
Hükümdarlar saldırganlar haydutlar
Haraç salmışlar üstüme
Ne İskender takmışım
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler gölgesiz
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım görüyor musun
Nasıl severim bir bilsen
Köroğlu'nu Karayılanı Meçhul Asker'i
Sonra Pir Sultan'ı ve Bedrettin'i
Sonra kalem yazmaz bir nice sevda
Bir bilsen onlar beni nasıl severdi
Bir bilsen Urfa'da kurşun atanı
Minareden barikattan selvi dalından
Ölüme nasıl gülerdi
Bilmeni mutlak isterim duyuyor musun
Öyle yıkma kendini
Öyle mahzun öyle garip
Nerede olursan ol
İçerde dışarda derste sırada
Yürü üstüne üstüne
Tükür yüzüne celladın
Fırsatçının fesatçının hayının
Dayan kitap ile dayan iş ile
Tırnak ile diş ile
Umut ile sevda ile düş ile
Dayan rüsva etme beni
Gör nasıl yeniden yaratılırım
Namuslu genç ellerinle
Kızlarım oğullarım var gelecekte
Her biri vazgeçilmez cihan parçası
Kaç bin yıllık hasretimin koncası
Gözlerinden gözlerinden öperim
Bir umudum sende anlıyor musun
------------------------------>>> Ahmed Arif...
Deli
Deli feryat etse sehere karşı
Fırtınalar kopar yeli dokunur
Deli uzanırsa bir baştan başa
Kolu yetişmezse eli dokunur
Delidir dağlara çıktığı yeter
Delirdir ocağı yaktığı yeter
Deliler konuşmaz baktığı yeter
Deli kelam söyler dili dokunur
Deliler aşk ile yanar dolanır
Bu alemi bomboş sanar dolanır
Ataşın içinde döner dolanır
Közü yakmaz amma külü dokunur
Deliler el açar çıkar divane
Sefai'nin özü deli divane
Deli meczup olur deli divane
Deli bergüzardır deli dokunur
------------------------------>>> Aşık Sefai...
-----------------------------------------------
Akşam Erken İner Mahpushaneye
Akşam erken iner mahpushaneye
Ejderha olsan kar etmez
Ne kavgada ustalığın
Ne de çatal yürek civan oluşun
Kar etmez inceden içine dolan
Alıp götüren hasrete
Akşam erken iner mahpushaneye
İner yedi kol demiri Yedi kapıya
Birden ağlamaklı olur bahçe
Karşıda duvar dibinde
Üç dal gece sefası
Üç kök hercai menekşe
Aynı korkunç sevdadadır
Gökte bulut dalda kaysı
Başlar koymağa hapislik
Karanlık can sıkıntısı
Kürdün Gelini'ni söyler maltada biri
Bense voltadayım ranza dibinde
Ve hep olmayacak şeyler kurarım
Gülünç acemi çocuksu
Vurulsam kaybolsam derim
Çırılçıplak bir kavgada
Erkekçe olsun isterim
Dostluk da düşmanlık da
Hiçbiri olmaz halbuki
Geçer süngüler namluya
Başlar gece devriyesi jandarmaların
Hırsla çakarım kibriti
İlk nefeste yarılanır cigaram
Bir duman alırım dolu
Bir duman kendimi öldüresiye
Biliyorum 'sen de mi' diyeceksin
Ama akşam erken iniyor mahpushaneye
Ve dışarda delikanlı bir bahar
Seviyorum seni çıldırasıya
------------------------------>>> Ahmed Arif...
Mihnet Eylemem
Özü bozuk sözü bozuk dile mihnet eylemem
Bağına bağban değilsem güle mihnet eylemem
Mecnununu susuz koyan çöle mihnet eylerim
Derdi benim dermanımdır ele mihnet eylemem
Dostun ayağına turab toza kurban oluyum
Varımda o yoğumda aza kurban oluyum
Aşk ehlinin sofrasında tuza kurban oluyum
Namertlerin sofrasında bala mihnet eylemem
Binbir yıllık aşk taşırım başım gönül yorgunu
Gökyüzünün fırtınası özüm yerin durgunu
Güz ayının mihricanı sinem ülger vurgunu
Aşkın ataşına yandım küle mihnet eylemem
Denizlerin deryaların benki taşkın delisi
Ehli gönül muhabbetin benki şaşkın delisi
Benki kelamın yolcusu benki aşkın delisi
Beni benden alan almış kula mihnet eylemem
Sefaiye ışık olan nura mihnet eylerim
Beni divane eyleyen yara mihnet eylerim
İnceden inceye gelen sıra mihnet eylerim
Arsız adapsız töresiz yola mihnet eylemem
------------------------------>>> Aşık Sefai...
Anadolu (Beşikler Vermişim)
Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar hamaklar
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır
Anadolu'yum ben tanıyor musun
Utanırım utanırım fukaralıktan
Ele güne karşı çıplak
Üşür fidelerim harmanım kesat
Kardeşliğin çalışmanın beraberliğin
Atom güllerinin katmer açtığı
Şairlerin bilginlerin dünyalarında
Kalmışım bir başıma
Bir başıma ve uzak biliyor musun
Binlerce yıl sağılmışım
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı seher sabah uykularımı
Hükümdarlar saldırganlar haydutlar
Haraç salmışlar üstüme
Ne İskender takmışım
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler gölgesiz
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım görüyor musun
Nasıl severim bir bilsen
Köroğlu'nu Karayılanı Meçhul Asker'i
Sonra Pir Sultan'ı ve Bedrettin'i
Sonra kalem yazmaz bir nice sevda
Bir bilsen onlar beni nasıl severdi
Bir bilsen Urfa'da kurşun atanı
Minareden barikattan selvi dalından
Ölüme nasıl gülerdi
Bilmeni mutlak isterim duyuyor musun
Öyle yıkma kendini
Öyle mahzun öyle garip
Nerede olursan ol
İçerde dışarda derste sırada
Yürü üstüne üstüne
Tükür yüzüne celladın
Fırsatçının fesatçının hayının
Dayan kitap ile dayan iş ile
Tırnak ile diş ile
Umut ile sevda ile düş ile
Dayan rüsva etme beni
Gör nasıl yeniden yaratılırım
Namuslu genç ellerinle
Kızlarım oğullarım var gelecekte
Her biri vazgeçilmez cihan parçası
Kaç bin yıllık hasretimin koncası
Gözlerinden gözlerinden öperim
Bir umudum sende anlıyor musun
------------------------------>>> Ahmed Arif...
Deli
Deli feryat etse sehere karşı
Fırtınalar kopar yeli dokunur
Deli uzanırsa bir baştan başa
Kolu yetişmezse eli dokunur
Delidir dağlara çıktığı yeter
Delirdir ocağı yaktığı yeter
Deliler konuşmaz baktığı yeter
Deli kelam söyler dili dokunur
Deliler aşk ile yanar dolanır
Bu alemi bomboş sanar dolanır
Ataşın içinde döner dolanır
Közü yakmaz amma külü dokunur
Deliler el açar çıkar divane
Sefai'nin özü deli divane
Deli meczup olur deli divane
Deli bergüzardır deli dokunur
------------------------------>>> Aşık Sefai...
eline sağlık,